Bira denince aklınıza ilk gelen nedir? Çoğumuzun aklına hemen büyük,uzun bir bardakta sunulmuş susuzluğunuzu giderecek, soğuk altın renkli bir içecek gelir. Oysa 19.yy.dan binlerce yıl önce bira denince akla koyu renkli, ılık ve neredyse gazı kaçmış bir içecek gelirdi yani bugünküne hiç benzemeyen bir içki.
Bundan 150 sene evvel neredeyse her kentin kendine has bir birası vardı.İyi yada kötü,veya farklı aynı diyalelekt,kültür veya mutfak gibi bölgenin özelliklerini yansıtırdı bira da. Sonraları ilerleyen teknolojik tekniklerle bazı biralar kayboldu bazıları ise ülke içine ve bazıları ise milletlerası boyutta genişledi.Başta İngiltere,Belçika ve Amerika olmak üzere bira büyük rekabet piyasasına açıldı.
Biranın tarihçesi; En eski güvenilir kaynaklara gore bira yapımı 5000 yıl öncesine Sümerlilere dayanıyor. Onların resmettiklerine gore,once ekmek yapıyorlar daha sonar bunu ufalayarak suya koyuyorlar ve belliki cok hoş olan bu sıvıyı içiyorlar. Çinliler ve Afrika ile Amerika’nın yerlilerininde ekmeği bira yapımında kullandıklarını gösteriyor kayıtlar.
Her nekadar şaraptan sonra ikinci sırayı alsa da, hiç şüphe yokki bira yapım teknikleri Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar tarafından geliştirilmiştir. 5.yy.da Roman’nın düşmesinden sonradır ki bira içki kültürü içinde merkezi bir yer elde edebilmiştir. İlk uygarlıklar zamanında bira yapımı kadınların işi olarak görülmekle beraber,Roma’nın düşmesinden sonra bu görev manastırların eline geçmiştir. Keşişlerin bira yapmasının pekçok nedeni vardı o zamanlar. Hijyen yeterli olmadığı için bira sudan daha güvenli bir içecek olarak görülürdü. Ayrıca yolculara bira satışından manastırlara ciddi bir gelir kalıyordu. Bunun yanısıra biranın içki değilde besleyici bir yiyecek olarak kabul ediliyor olması oruç tutulan zamanlarda da tüketimini mümkün kıldığından , bazı manastır kayıtlarına göre bira tüketimin günde kişi başına 5 litre olduğu görülmektedir. Bununla beraber Protestan Kilisesinin ortaya çıkışı ve Katolik Kilisesindeki katı kurallar manastırların tekelinde olan “pub” (bar) kavramını şehirlere taşımış ve krallar ve hükümetlerde bira endüstrisini kontrol etmeye ve vergi toplamaya başlamışlardır.
Bira kalitesi Orta Çağın sonlarına doğru gelişmiş ve bira yapımında arpa kullanılmaya başlamıştır. Saklama teknikleri gelişmiş ve bira yapımında bölgesel farklılıklar gözlenmiştir. Bu konuda 1420 yılında fıçı bira tekniğini geliştirmiş olan Almanya liderlik etmiş ve bira kalitesini korumak adına kurallar konmuş ve 1516 yılında çıkan “German Beer Purity Law” (Alman Bira Saflık Kanunu) ile bira yapım kurallarını resmen ilan etmiş ve bira yapımında saf su,arpa ve barley dışında birşey kullanılması yasaklanmıştır. Bu dönemde birada maya kullanımı henüz bilinmiyordu. Münih,Hamburg,Bremen ve Berlin önemli bira imal merkezleri haline gelmiştir.1553 yılında kurulan Becks Bira halen bira üretmeye devam etmektedir. 19 yy.da olan gelişmeler -buharlı makine,soğutma sistemleri- bira yapımına ve dağıtımına önemli katkıda bulunmuştur. Bira birçok bilim adamının da ilgisini çekmiş ve bunlardan Louis Pasteur ”Etudes sur la Biere” (birayla ilgili çalışmalar) adlı eserini 1876 yılında yayınlamıştır. Bu eser sonucu pastörize kavramı birada sütten tam 22 sene evvel uygulanmıştır.
Yorum gönderebilmek için giriş yapmalısınız.