
Malzemeler
275g haşlanmış kabuğu çıkarılmış karides
125g yengeç eti (Süper Marketlerde 4-6 paketlerde satılıyor)
150 beyaz etli balık eti (Kalkan,Fener balığı gibi)
4 yumurta sarısı
175ml çiğ krema (kutuda hazır satılıyor)
Bir tutam kırmızı pul biber
100g rende gruyere peynir (bulamazsanız erimeye uygun peynir tercih ediniz)
Bir tutam karabiber
850g “pate a foncer” hamuru (Bkz.Teknik Bilgiler/Hamur İşleri bölümü)
1 yumurta sarısı ve 1 tatlı kaşığı su (tarteletlerin üstüne sürmek için)
Yapılışı
Önce hamuru yapınız.
1.Hamuru küçük tart kalıplarının içine döşeyiniz. Ve döşediğiniz kalıpları buzdolabında 20 dk. kadar bekletiniz.
2.Fırını220c de ısıtınız ve kalıpları buzdolabından çıkarıp içlerine yağlı kağıt ve üstüne de bir avuç kadar mercimek,nohut yada kuru fasulye kyarak 15 dk kadar ısıtılmış fırında pişiriniz. (İçlerine sayılan malzemeden birini koymamızın nedeni hamurun kabarmadan pişmesini sağlamak içindir.)
3.15 dk sonra tarteletleri fırından çıkarın ve yağlı kağıt ve üstüne koyduğunuz malzemeyi kaldırın. Tarteletlerin içine fırça yardımı ile yumurta sarısı sürüp tekrar fırına koyun ve 2 dk. kadar pişirin.
4.Fırının ısısını 200 dereceye düşürün ve bir kabın içinde karıştırdığınız tüm malzemeleri (peynir hariç) karıştırın ve tarteletlerin içlerine paylaştırın ve en üste peynir rendesini serpin.
5.Fırında 15-20 dk pişirin ve limon soslu salata ile servis yapın.
Malzemeler
1 kg Un
500 gr. Tereyağ
1 Tutam Tuz
200 ml Su
Yapılışı
1.Un ve tuzu karıştırın ve oda sıcaklığındaki tereyağını küçük küpler şeklinde doğradıktan sonra una ilave edin ve karıştırın. Pütürlü bir karışım elde edeceksiniz.
2. Elde ettiğiniz bu karışımın ortasını havuz gibi açın ve suyu ilave edip yumuşakça bir hamur elde edin. Sonra elinizle bu hamuru bastırın ve yağlı kağıt yada streç filme sarıp buzdolabında 30 dk kadar bekletin.
3.Kullanacağız zaman buzdolabından çıkarın ve hamuru açarak kek kalıbınıza yerleştirin.
Not:
1.Pişirirken ortasını bir kaç kez çatalla delin veya ortasına yağlı kağıt koyu ve içine mercimek,fasulye gibi malzeme koyup ilk 20 dk. Böyle pişirinki kabarmasın.
2. 190 derece önceden ısıtılmış fırında genelde 20 dk. (1) nolu notta yazıldığı gibi ve 2-3 dk. üstünde birşey olmadan pişer. Ancak bu hamuru açtığınız kalınlığa göre değişir. Hafif altın sarısı renginde olmalıdır.
3. Bu hamuru tuzlu olarak yapacağınız tartlarda kullanabilirsiniz. Balık, et, sebze gibi….
Malzemeler
1 Bardak Toz Şeker
½ Bardak Un
½ Bardak Kakao
1 Çay Kaşığı Tuz
4 Bardak Süt
1 Paket Vanilya
1 Portakal yada Limon kabuğunun rendesi
Yapılışı
1.Şeker, un,kakao, ve tuzu bir blenderda yada ince süzgeçten geçirip karıştırın. Portakal yada limon kabuğu rendesini ilave edin.
2.Kaynatılıp, ılındırılmış süte (1) nolu karışımı ilave edip iyice karıştırın.
3.Kısık ateşte kaynayana kadar karıştırın ve kaynamasına yakın vanilyayı ilave edin.
4. Önceden hazırladığınız küçük kaselere dökün ve ılınınca buzdolabında servis yapana kadar bekletin. Servis yaparken üstüne fıstık yada ceviz serpebilirsiniz.
Servis önerileri:
1.Kaselere küçük doğranmış pötibör bisküileri koyup üstüne pudingi dökenebilirsiniz. (her kase için 1 adet bisküi)
2. Küçük kare bir borcama süte batırılıp çıkarılmış pötibörleri döşeyip üstüne bir kat puding ve sonra tekrar pötibör şeklinde , çukulatalı pasta da yapabilirsiniz
Bir Afrika bitkisi olan Demirhindiye (Tamarind), Arap ülkeleri ve Hindistan’da Tamar Hindi denir. Meyvesi biraz ekşi ve asitlidir ancak meyveler olgunlaştıkça adeta tatlılaşırlar. Tatlı içkiler, tatlılar ve Uzak Doğu yemeklerinde sıkça kullanılır. Filipinler’de çorba ve şekerleme yapımında kullanılır. Yavaş büyüyen ,soğuğa dayanıklı ve kahverengi meyve veren bir ağaçtır. Toz, bütün ve ezme şeklinde kullanılır.
Malzemeler
1 çorba k. Demirhindi püresi (Bkz. http://www.hobisef.com/hobisef/category/kitchen-info/otlar-ve-baharatlar/)
1 çorba k. Soya sos
½ Yeşil misket limonu
1 çay k.Toz şeker
1 çorba k. Zeytinyağı
Yapılışı
Bütün malzemeyi mikser ile karıştırın.
Et, kabuklu deniz ürünleri ve Uzak Doğu yemeklerinde kullanılır.
Bu yazı Gastronomi Dergisinde yayınlanmıştır.
Pazar bölümlendirmesi, pazarın farklı fırsatlar taşıyan bölümlerinin ortaya çıkarılmasını sağlar. Rekabet, satış potansiyeli ve kârlılık bakımından elverişli pazar bölümleri belirlendikten sonra, sıra bu pazar bölümlerine hangi politikalarla ulaşılması gerektiğine karar vermeye gelir. Hedef pazara şu üç pazarlama politikalarından biri ile ulaşılır:
1, Farklılaştırılmamış Pazarlama Politikası.
2, Farklılaştınlmış Pazarlama Politikası,
3, Yoğunlaştırılmış Pazarlama Politikası.
Farklılaştınlmamış Pazarlama Politikası
Bu politika, değişik özellikteki tüketicilerin benzer ihtiyaçlarını benzer özellikteki pazarlama bileşenleri ile karşıladıkları görüşüne dayanır. Dolayısıyla,farklı özellikteki tüketiciler için, farklı mal, fiyat, dağıtım ve tutundurma yöntemleri geliştirmeye gerek yoktur. Standart bir pazarlama bileşenleri politikası ile tüm pazar hedef alınır. Bir pazar bölümlendirmesine gitmeye gerek görülmez. Coca-Cola ve Pepsi’nin izledikleri politika buna örnek gösterilebilir. Bu politikanın yararları şöyle sıralanabilir:
1. Üretim ve pazarlama masraflarından tasarruf sağlanır,
2. Tüm pazarda iyi bir pazar konumu- sağlanması halinde yüksek kârlılık elde edilir.
Bu yararlarına karşılık şu zayıf yönleri vardır:
1. Bir markanın tüm tüketiciler tarafından benimsenmesi beklenemez. Kimileri öteki tüketici gruplarından ayrılmak için, farklılık isteyebilir.
2. Aynı malı pazarlayan işletme sayısındaki artış, pazardaki rekabeti artıracağından, işletmenin pazar payında hızlı düşüşe neden olabilir.
3. Pazarın tümündeki ani değişiklikler, işletmeyi sarsabilir.
Bu politikanın uygulanması için, öncelikle o malda, tüketici istek ve arzularının tüketici özelliklerine göre anlamlı bir farklılık göstermemesi gerekir. Bu politikayı izleyen İşletmeler, bütün çabalarını marka farklılaştırmasına yöneltirler. Tutundurma yöntemleri ile kendi markalarını rakip markalardan farklı imiş gibi göstermeye çalışırlar. Coca-Cola ve Pepsi, bunu sağlamak için, yıllardır ünlü pop şarkıcılarına çok büyük paralar ödemektedirler.
Farklılaştırılınış Pazarlama Politikası
Bu politika, farklı özellikteki tüketicilerin, farklı pazarlama bileşenlerinden tatmin oldukları görüşüne dayanır. Bu nedenle farklı tüketici gruplarının aynı ihtiyaçları farklı pazarlama bileşenleri ile tatmin edilmeye çalışılır. Farklı otomobil işletmeleri, farklı marka ve modellerle, farklı tüketici gruplarını hedef almaktadırlar. Aynı İşletmenin kozmetik ürünlerini farklı marka ve reklamlarla pazara sunmasının nedeni budur. Bu politikanın üstünlükleri şunlardır:
1. Farklılaştırılmamış pazarlama politikasına göre daha yüksek satış hacmi sağlayabilir,
2. Tüketici tercihlerindeki ani değişmelere karşı daha az risklidir,
3. Mal ve fiyat farklılaştırmasına daha elverişlidir.
Buna karşılık şu zayıf yönleri vardır:
1. Üretim ve pazarlama masrafları yüksektir,
2. Yönetim faaliyetleri karmaşıklaşır,
3. Araştırma maliyetleri artar ve fazla personel istihdamına neden olabilir.
Yoğunlaştırılmış Pazarlama Politikası
Bu politika, “Roma’da ikinci olmaktansa, Mısır’da birinci olmak daha iyidir mantığına dayanır. İşletme, pazarın tümüne ya da çok sayıda pazar bölümüne hizmet etme yerine; kaynaklarına, yeteneklerine ve uzmanlığına bağlı olarak tek ya da az sayıda pazar bölümüne yönelir. Böylece, çok sayıda pazar bölümünden azar azar pay alacağına bir pazar bölümünden yüksek oranda pay almayı hedefler. Aşağıdaki örnek bunu açıklamak için verilmiştir:
Küçük, alanında ya da pazar bölümünde uzman olan işletmelerin uyguladıkları bu politikanın, üstün yönleri, şöyle sıralanabilir:
1. Tüm pazarlama çabalarının tek ya da az sayıda pazar bölümünde yoğunlaşması, o pazar bölümünde üstünlük kurmayı sağlayabilir,
2. Üretim ve pazarlama masraftan azalır,
3. Seçilmiş iyi bir pazar bölümünün var olması halinde yatırım üstünden yüksek kârlılık sağlar,
4. Uzmanlık imajından yararlanarak başka pazarlara uzanabilir. Sakıncaları ise şunlardır:
1. Aynı pazar bölümüne yönelen işletme sayısındaki artış, işletmeyi riske sokabilir,
2. Ani tercih değişikliklerine karşı risklidir,
3. Ani bir teknoloji değişikliği geleneksel uzmanlığı geçersiz hale getirebilir.
Özel Pazar Bölümü Stratejisi
Her hangi bir alanda başarılı olmak isteyen İşletme ya da firma yöneticisi, işletme ya da firmasının satış ve kârlarım artırmak ister. Böylece büyüyerek rekabetten korunmayı amaçlar. Ama, işletmelerin ayakta kalıp yaşamaları için sadece büyüme yeterli olmuyor. Etkililik, etkinlik ve verimlilik koşulları elverişli olmadıkça büyüme yetersiz kalıyor. Bunun farkında olan yöneticiler, yatırım üzerinden belirli bir geri dönüş oranım sağlamak istiyorlar. Bu nedenle de beşeri ve f inansal kaynaklarına, becerilerine, yeteneklerine ve uzmanlık alanlarına göre, belirli bir alanda odaklaşmak istiyorlar. Onlar devamlı olarak işi, bulundukları noktadan olabildiğince daha iyi noktalara nasıl getirebileceklerini, müşterileri sınırlı olsa da, onları sadık müşteri nasıl yapabileceklerini düşünür buna göre Önlem alırlar.
Bir mobilya işletmesinin yöneticisi; orta gelir grubunda, eğitilmiş, fiyata karşı duyarlı, mobilyada zamanla tamamlama fikrini benimsemiş, evcil tüketici grubunu hedef Pazar olarak seçebilir. Bu tüketici grubunda bulunanların sayıları az olabilir, bu önemli değildir. İşletme modüler mobilya kavramından yola çıkarsa, bu strateji sayesinde müşterilerini sadık müşteri haline getirerek ilendeki ihtiyaçlarını karşılamayı şimdiden güven altına alabilir. Maliyetlerini düşürebilmek için, mobilyaları kendisi monte edeceği yerde, mağazada müşterilerine bunu öğreterek bir kısım maliyetlerden kurtulabilir.
Aşağıda değişik tüketici gruplarının özellikleri belirtilmiştir. Onların tüketim eğilimlerini ayrıntılı biçimde analiz ederek değişik ihtiyaçlar için özel mal ve hizmetleri tanımlamak mümkündür.
TÜRKİYENİN DOKUZ ANA KÜMESİNİN ANALİZİ
YUPPlLER: 25-40 yaş grubu arasındaki, genç ve kentli profesyonellerden oluşuyor. Başta Istanbul olmak üzere büyük kentlerin iyi semtlerinde yaşıyorlar, iyi eğitimli olduklarından, orta ve üst düzey yöneticilik yapıyorlar, Gelirleri ortalamanın üstünde. Üst düzey yöneticilik yapıyorlar. Harcama eğilimleri baskın,
ANADOLU YÖNETİCİSİ: 25-35 Yaş grubunda yer alıyorlar. Çok önemli bir bolümü Anadolu’daki Üniversitelerden mezun. Daha muhafazakar bir yapıya sahipler. Yüksek gelir grubuna sahip değiller. Ev eşyalarının tamamlanmasını hedefleyen bir harcama kalıplan var.
OLGUNLAR: Şirketlerin orta ve üst düzey yönetimlerinde yer alıyorlar, ipelir düzeyleri çok yüksek olmasa bile, düzenli olarak artıyor. Dolayısıyla,satın alma gücü ile tüketim eğilimlerinde yükseliş yaşanıyor.Bu grubun enönemli hedefi çocuklarına iyi bir eğitim sağlayabilmek.Ev ve araba sahibi olmak gibi bir tutkuları da var.
KASABAYA KAÇANLAR; Gcneldede 50 yaş ve üstü üzerindeki grubu kapsıyor. Daha çok emekliler ile kariyerinin son dönemlerini yaşıyanlardan oluşuyor, Gözde mekânlan ise Akdeniz ve Ege’nin şirin kasabaları.Eğitim düzeyleri orta. Büyük bir harcama potansiyelleri yok.
VARLIKLI YAŞLILAR: 60′ın üzerinde yaş grubuna dahiller.Gelirleri belli bir düzeyin üstündedir. Yaşlılık döneminin keyfini çıkarmaya çalışıyorlar. Kentlerde lüks konuylarda oturmak istiyorlar.Lüks arabalara biniyorlar ve yurt içi gezilere katılıyorlar.
KIR KENTÇİLER: Orta sınıfın çekirdeğini oluşturuyorlar. Eğitimleri düşük seviyede.30′un üstünde yaş grubuna dahiller.Geleneklerini koruyprlar.Dini inançları güçlüdür. Köşe dönücüdürler.Tüketim kalıpları kentleşme sürecine bağlı olarak gelişiyor.
Kaynak; Capital Dergisi, Şubat 2000, s. 89.
Yemek-İçmek tarihler boyunca insanların yaşam biçimlerini oluşturan en büyük ve en önemli olgu olmuştur. İlk insan toplama , avlanma döneminde kabileler halinde yaşarken sadece avlanmak için bir araya gelmiş,derken yerleşik düzene tarım sayesinde geçmiştir. Kısacası ilk çağlardan bu yana insanların beslenmesi önemli bir unsur olmuştur.Günümüz dünyası teknolojinin ilerlemesiyle küçülmüş ve daralmıştır. Seyahat imkanlarının kolaylaşması, internet gibi Globalleşmenin insanlığa hediyesi ,iyi ve kötü yanlarıyla tüm bireyleri içine almıştır. Bu durum yeme içme kültürüne de etki etmiştir ve etmektedir doğal olarak.
Gastronomi, Türkiye’de son yıllarda hızla gelişen ve daha çok insan tarafından ilgi duyulan bir kavram. Yemek endüstrisi bugün tüm dünyada inanılmaz bir süratle büyüyor ve gelişiyor.
Sizler bu yazımda bana göre dünyanın en büyüleyici olan bu mesleğin mucizelerinden bahsetmek istiyorum.
Temel prensipleri aynı olmakla beraber bugünün mutfağı geçmiştekilerden oldukça farklı. Ayrıca modern Cheflerin yaratıcılığı ve yeni keşifler sayesinde yemeklerde büyük değişikliklere uğradı. Klasik pişirme tekniklerinin ve tatların modernleştirilmesi ve basitleştirme işlemleri aktüelliğini hala korumakta.20.yydaki çeşitli gelişmeler yiyecek ve içecek sektörünüde etkiledi.Buna örnek olarak kontrol edilebilir ısı,sofistike aletler,çeşitli mikserler,motorize yiyecek işlem makinaları ve daha nicelerini sayabiliriz.Modern soğutma sistemleri ve hızlı ulaşım yiyecek-içecek sektöründe adeta bir devrim yarattı. Et, balık, sebze ve meyvenin her türü tüm yıl boyunca kullanıma bu sayede sunuldu.
Bugünün Chefleri eskilerden daha bilgili ve güvenli.Başka ülkelerin mutfaklarını kabüllenmede ve uygulayıp adepte etmekte daha rahatlar.Buda doğal olarak daha basit,mütevazi ve anlaşılır sonuçlar yaratmakta.
Bir yemeği yaratmakta en önemli unsur tüm Cheflerin de kabul edeceği gibi yemekte kullanılacak olan “içindekiler”-yani malzemeler.Her zaman alabileceğinizin en iyisini alın.Özellikle et ve balık alırken eksperlerin görüş ve önerilerine yer verin.Her zaman iyi bir kasap ve balıkçıyla çalışmak yaratacağınız yemeğin doğru sonuç vermesindeki ilk adımdır.
Eğer iyi bir yemek üretmek istiyor ve bu konuda ciddi iseniz iyi hazırlanmış bir”stok” çok önemlidir.Stoklar harika sosların bel kemiğini oluşturur.Önceden hazırlanmış bir stokbir Chef’e zaman kazandırır.
Herbs-hertürlü kokulu otlar-olmayan mutfak gramersiz kullanılan bir lisana benzer.Bu otlar içine kondukları yemeğin tadını ve karakterini ortaya çıkarır.Marine edilmiş somonu dereotsuz,domates salatasını fesleğensiz ve fırınlanmış kuzu eti rosemary’siz hayal etmek bile imkansız değil mi?Tat ve renk vermenin dışında bu güzelim otlar ayrıca sindirim sisteminede son derecede faydalı ve dahası yemekteki tuz,biber gibi baharatların kullanımını da azaltmakta.Mümkün olduğu kadar bu otları taze kullanmaya çalışın.Otları asla fazla ısıya maruz bırakmayın .Eğer bütün yapraklar halinde kızartmak isterseniz az bir sürede kızartınki renklerini kaybetmesinler.
Yemek hazırlarken beş duyunuzuda harekete geçirin.malzemelerinizi dikkatle seçin ve gerekli olan pişirme tekniklerini kullanın.Unutmayınki görüş,ses,dokunma,aroma ve tat sizin muhteşem yemekler üretmenize yardımcı olacaktır.