Bu yazı THY ait Anadolujet Dergisinin Ekim sayısında yayınlanmıştır.
Arkeolojik çalışma kayıtlarına göre M.Ö.5500 yılına kadar uzanır Amasya şehrinin tarihi. Adının Hititler Döneminde yazılı belgelerde “Hakmiş” olduğu görülür ve ilk olduğu çok kesin olmamakla beraber Amasya ismi ilk olarak Hellenistik dönemde şehir sikkelerinde görülür. Dört bir yanı yüksek kayalarla çevrili olan bu şehir adeta bir kale görünümüne sahiptir. Çeşitli önemli tarihi olaylara ev sahipliği yapmış olan Amasya, pekçok şehzade burada yetiştirildiği için “Şehzadeler Kenti” olarak da adlandırılır. Pekçok ilim ve sanat adamı yetişmiştir bu güzel kentte. Amasya’nın bereketli ve gizemli topraklarında. Lokman Hekim,Akşemseddin,Mihri Hatun ve bunlardan bazılarıdır. Bilimde de önemli bir yeri olan Amasya, 15 yy.da Amasya Darüşşifasında tıp eğitimi almış olan Sabuncuoğlu Şerefeddin’in bu kentte devrinin en önemli ameliyat ve tedavi usullerini gösteren minyatürleri ile Sanat Tarihi açısından da önem taşır. Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milletin İstikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesini kullandığı “Amasya Tamimi” Amasya’da hazırlanmış ve tüm dünyaya bir nevi Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıcına imza atıldığı ilan edilmiştir.
Amasya evleride birbirinden ilginç ve cazibeli bir görüntüye sahiptir.Bitişik nizamla yapılmış evlerin çoğunda avlu ve bahçe bulunur ve ikinci katlar genelde simetri ve yer kazanmak amacıyla cumbalıdır.
Tüm bu güzelliklerin ve tarih kokan bu atmosferde eşşiz tatları da bulmak mümkün Amasya’da. Birbirinden güzel yemekler sanki Amasya’ya Tanrının bahşettiği bir hediye. Amasya özellikle elmaları ile ünlüdür. Meşhur “Misket” elması ile yapılan pekmezlerin tadına doyum olmaz. Elmanın yanısıra şeker pancarı,haşhaş ve ayçiçeği de ihraç eden Amasya’nın yemekleri ve özellikle de çorbaları çok çeşitlidir. Uzun Çorba,Yarma Çorbası, Ayran, Helle, Toyga ve Sakala çorbası bunlardan bazılarıdır. Sebzelerde en çok bamya, fasulye, biber, ebegümeci, pancar, pürpürüm diye adlandırılan semizotu kullanılır. Sıklıkla kullanılan koyun eti yıkanıp çemenlenerek kışın “Keşkek” yada “Çemenli Yemek” yapılmak üzere saklanır. Tatlılar arasında ise ”Vişneli Ekmek”, “Höşmerim”, “Peluza(Hasuda)”, “Unutma Beni”, “Kuymak”, “Elma Tatlısı” Amasya’nın oldukça lezzetli tatlılarından bazılarıdır. Hamur işlerinin de Amasya mutfağında özel bir yeri vardır. “Yanuç”,”Kaypak”, “Hengel” ve “Kıymasız Mantı” tadılması gereken lezzetli hamur işlerindendir.
Amasya’da sofra kültürüne verilen öneminin en güzel bir örneğini, sofraya evin büyüğü gelmeden başlanmama adetinde görürüz. Evin büyüğü “Besmele” çekmeden yemeğe başlanmaz. Sofraya bakır tasta gelen çorbayı tüm aile fertleri aynı tastan beraberce içerler. Yemek yenirken gürültülü konuşmalar ve şaka yapmak hoş karşılanmaz. Ekmek kesilmez, koparılır. Sofradakilerden biri su içmek isterse suyu evin küçüğü servis yapar ve bu kişi suyunu içene kadar, o kişinin “yemek hakkını” korumak için diğerleri yemek almaz ve beklerler. Yemekten sonra çay içmek adettendir.
Kış yemekleri için hazırlıklar yazdan yapılır.Genelde yazın kurutulmuş yiyecekler kışın yemeklerde kullanılır. Tarlada çalışanların yemek yediği “ikindilik” hariç genelde Amasya’da, “kuşluk”(sabah) ve akşam olmak üzere iki öğün yemek yenir. Ancak bazende akşam yemeğinden sonra “yatsılık” denen diğer bir öğününde yendiğini görmek mümkündür. Düğün, sünnet,bayram gibi günleri yemekleri ve yenmesi adeta bir şenliktir Amasya’da. Sünnetlerde genelde etli pilav,şerbet ve tatlı verilir. En güzel adetlerden biri ise “Diş Hediği” adetidir. Küçük çocuklar diş çıkardığında buğday şeker ile kaynatılır ve komşulara dağıtılır.
Ramazan ve Kurban Bayramı yemekleri bir başka özeldir Amasya için. İftarda yenenler genellikle “Cicik Çorbası” , “Mercimek Çorbası”,”Erişteli Pilav”,”Börek”,”Hoşaf” ve “Çörek”tir. Bayram ziyaretine gelenlere “Etli Dolma”, “Keşkek”, “Baklava”, “Haşhaşlı Çörek” hazırlanır.Bir mendil içine lokum koyup çoçuklara harçlık verilmesi geleneği Amasya’da hala devam etmektedir.Kurban Bayramlarında , ise misafirler için, “Bakla Dolması”, “Etli Pilav”, “Baklava”, “Toyga” ve “Ciğer Kavurma” hazırlanır. Fakirlere, hazırlanan yemeklerden gönderilir.
Bir başkadır Amasya Düğünleri
Amasya’da kız isteme ve düğünlerde şerbetin önemi büyüktür. Kız istemeye imamla gidilir ve içine gülsuyu konmuş şerbet içilir. Şerbet ikram edilirken sürahiye konur ve kurdele ile bağlanır. Nişan hazırlıkları yapılırken damat ve gelin birbirlerine hediyeler gönderir. Damat evi kız evine “Şeker Böreği” gönderirse kız evi”Baklava”, damat evi “Baklava” gönderise, kız evi”Şeker Böreği” gönderir. Bu gelenek “tatlı yiyip, tatlı söz söyleme” yi temsil eder.Düğünden bir hafta evvel damat evi, gelin evine bir ayna, bir mum ve gelinin dikilmiş elbiseleri ile hamam havluları gönderir. Damat evi “gelin odas”nı hazırlar ve odanın dört köşesine “zeyrek” denilen direkleri asarak ip gerer. Bu ipler kızın çeyizlerini asması içindir.Çeyiz asma töreninden önce, nazar değmesin diye, mendillerden yapılmış fare ve kaplumbağa figürleri, çeyizlerin üzerine nazar boncuğu ile asılır. Törenden sonra , damat evi, bakla dolması, patates piyazı, turşu, meyve, haşhaşlı veya cevizli çörek, gibi yiyecekler hazırlar ve gelin hamama götürülür.
Kına gecesi damat ve gelin için ayrı ayrı yapılır. Ertesi gün yapılan düğün yemeğinde, “Toyga Çorbası”, “Bakla Dolması”, “Gelin Kebabı”, “Pilav”, “Zerde”, “Su Böreği” ve en az 6 tepsi “Baklava” hazırlanır. “Güvey önü” denilen kız annesi, damadın evine bir “Honça” tabir edilen tepsilerde yemek gönderir. Bu yemekler; “Hindi”, “Kuzu”, “Kaz Eti”, “Amasya Çöreği” ve “Baklava”dan oluşur.Gelin, erkek evinin önüne geldiğinde, eline bir somun ekmek verilirki “Eli ekmekli, gözü tok olsun”. Daha sonra düğün yapılır ve gelin ile damat evlerine giderler.Ertesi gün, erkek tarafı davet ettiği misafirler ile “velime yemeği” yerler.
Amasya’ki en eski geleneklerden biri de “Zekeriya Sofrası”dır.”Zekeriya Sofrası”, çiğ yemeklerden oluşan özel bir sofradır. Bu sofraya davet yoktur dileyen katılabilir. Bu sofra bir dileğin gerçekleşmesi için yapılır ve dileği gerçekleşen bu sofrayı tekrar kendi evinde yapar. Sofra, zemzem, hurma, çörek otu, yoğurt, peynir, pide ve zeytinden oluşur. Bunun dışında, sofraya konulan kuru yiyeceklerle birlikte, sofrada kırk bir çeşit yiyecek olmalıdır. İkisi Allah, ikisi Zekeriya Peygamber ve ikisi tutulan dilek için olmak üzere altı rekat namaz kılınır ve namazdan sonra sofraya mum dikilir.
Amasya için her özel gün özel bir yemek yeme şölenidir ve Amasya modernleşen ve kentleşmeden nasibini almışsa da gelenekleri aslına uygun yaşatan nadir kentlerimizden biridir.
Yorum gönderebilmek için giriş yapmalısınız.