Yayın Tarihi 09-03-2010
Yayınlayan (İçecekler) kişi Dilistan Shipman

 

 

Herkes tarafından sevilen Limonata hazırlanması son derece kolay olan ferahlatıcı bir içecektir. Her ülkede bazı farklılıklar olmasına rağmen temeli limon,su ve şekerdir. Limonların ilk ortaya çıktığı ülkeler Kuzey Hindistan,Çin ve Burma olarak bilinir. MS 700 de ise İran,Arap ülkeleri ve Mısır’da da tanınmaya başlar. Ancak, limonata ile ilgili ilk yazılı belge Mısır’dan geldiği için limonatayı Mısırlıların icat ettiği söylenir. Rivayete gore Mısırlı köylüler limondan yapılan şarabı bal ile karıştırıp içerlermiş.Bir başka rivayete göre limonata ilk olarak 16.yy da Fransa’da içilmeye başlanmış. Oysa Kahire’de 13 yy da limonata halk arasında sevilmekle kalmayıp ihraçda edilmiş.

 

Bugün pekçok değişik şekilde yapılan limonatanın hepimizin hayatında vazgeçilmez bir yeri vardır. O kadarki düğün salonlarında yapılan düğünlerde kuru pasta ve limonata ikram edilir. Klasik limonata ülkemizde limon kabuklarının şekerde bir gece bekletilip su ile karıştırılması ile elde edilir. Çok sevilen ve ferahlatıcı bir içecek olan limonata artık makinalarda yapılmakta yada içine nane,zencefil yada başka meyvelerde konarak çeşnilendirilmektedir. Amerika’da da oldukça popular bir içecek olan limonata, çocukların limonata standleri kurarak para kazanmalarına katkıda bulunan bir gelenektir. Amerika’da oldukça popular olan “pembe limonata” ile ilgili de ilginç hikayeler anlatılmaktadır. Bunlardan birisi Henry. E. Allot’un hazırladığı limonatanın içine tarçınlı şekerleme düşürdüğü için pembe olan ve herkesin bayıldığı limonata hikayesidir. İngilizler limonatayı bira ile karıştırılır ve bu içeceğe Shandy adı verilir.

 

Naneli Limonata

MALZEME: 8 adet limon, 16 çorba kaşığı tozşeker, 1 demet taze nane yaprağı, 12 bardak su.
HAZIRLANIŞI: Limonları yıkayıp kabuklarını ayıklayın. Nane yapraklarını yıkayıp incecik kıyın. Limon kabuğu rendesi ve kıyılmış naneyi bir kavanoza koyun. Üzerine 12 kaşık şeker ve 6 limonun suyunu ilave edin. İyice karıştırın Kapağını kapatın ve bir gece dinlendirin. Ertesi gün 10 bardak su ilave edip sık delikli bir süzgeçten geçirin. Buz ile servis yapın.

 

TÜKENMEZ

Nasıl başladığına dair elimizde bir kanıt olmayan bu içeceğin yapılışı hakkında ise pekçok kişi değişik reçeteler vermişler. Adının niçin tükenmez olarak verildiği ise yapıldıktan sonra, içildikçe içine durmadan su ilave edilmesi ve ilk karışımın adeta hiç bitmemesinden kaynaklandığı söylenebilir. Tükenmez yapılırken toprak küp kullanılır. Muşmula, bütün üzüm taneleri, ayva, elma (ekşi ve tatlı) ve armut kabuklu olarak dilim dilim kesilir. Hepsi karıştırılır. Tüm bu meyveler bir kat meyve, bir kat şeker olarak kübün içine yerleştirilir. En üste tülbente sarılı küçük bir parça ekmek konur. 20- 25 bardak su doldurulur. Ağzı kapanır. Küp ara sıra sallanır. 15- 20 gün sonra içilebilir. Tükenmezin olması, bulunduğu yerin ısısına göre değişir. Suyu azaldıkça yani içinden alındıkça üzerine su ve şeker ilave edilir. Tükenmezin zamanla fermente olduğu bilinir ve o zamanda aynı şarap gibi meyvelerin alkole dönüşmesi de mümkündür. Artık pek hatırlanmayan ama güzel bir Anadolu geleneği olan Tükenmez aslında yapımı hiç de zor olmayan geleneksel bir içeceğimizdir.

Yayın Tarihi 16-04-2009
Yayınlayan (İçecekler) kişi Dilistan Shipman

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı Leziz dergisinde yayınlanmıştır

Viskinin hikayesi Mısırlıların Milattan önce 800 yılında parfüm yapmak için  keşfettiği damıtma tekniğini İrlandalı misyonerlerin Milattan  sonra 432 de İskoçya’ya getirip uygulamasıyla başladı. Kelt dilinde “Hayat Suyu” manasını taşıyan “Uisge Beatha” kelimesinden türeyen Viski, 1494 yıılında verilere  göre ilk üretici de İskoçyalı Frair John Carbought tarafından sekiz fıçı malttan (bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpadan) üretildi. İskoçya’da hemen hemen her çiftlikte üretilen Viski, 1820 yılında konulan kurallar sayesinde nasıl üretileceği kesinleşerek yasallaşmıştı.

 

Viski yapımında temel olarak dört doğal malzeme vardır; su, turba, arpa ve buğday. Bu dört malzeme imbikçilerin özel yetenekleri ve harmanlama ile viskinin o inanılmaz tadına ulaşır. Viskiye tüm tadını veren “turba” denilen turba. İskoçya’nın havasının son derece nemli ve yağışlı olmasından dolayı, burada çıkarılan ve başka bir yerde bulunmayan bitki kömürü İskoç viskilerine o güzel ve değişik tadı verir. İskoç Viskiler ( Scotch Whisky) üç yıl meşe fıçılarda bekletilir ve üretim olarak üç sınıfta toplanır. Malt viski  (Malt Whisky), Tahıl viskisi ( Grain Whisky) ve Harman viskisi (Blended Whisky).

 

Malt viski yapımının en önemli özelliği  sadece tek hububat çeşidi olarak arpanın çimlendirilmiş olmasıdır. En iyi kalite arpa ıslatılıp bir hafta kadar şişmesi bekleniyor (çimlendirme). ‘Kiln’ (ocak) denilen tabanı delikli odalarda alttan turba yakılarak kurutuluyor, öğütülüyor.Öğütme işleminden sonra un halindeki hammadde  mayşeleme denilen işleme tabii tutulur.  Mayşelemede malt içinde bulunan enzimler, nişastanın ve mayşe içindeki diğer bileşiklerin hidrolize olmasını sağlar. Arpa maltı mayşesi, mayşeleme aygıtından çıkarılırken soğutulur. Bir tekneye alınarak değişik mayalarla karıştırılır. Bazı üretim şekillerinde Mayşe filtre edilir.Ancak bu üretim  şeklin her zaman bir miktar malt kabuğu tortusunun kalması söz konusudur. Fermentasyon işleminden sonra birinci ve ikinci damıtma (distillation) işlemi bakır imbiklerde uygulanır. Taze damıtılmış viski meşe fıçılara alınarak beklemeye bırakılır. Bu süreler ülkelre göre değişir ancak en az bekletme süresi üç yıldır. Bu süre kaliteli viskilerde dört ,beş hatta onbeş sene beklendikten sonra şişelenir.

 

İskoç viskilerinin üretim bölgeleri
Islay Malt : Sılay İskoçya’nın batı sahili açıklarında küçük bir adadır.Adada oldukça sık şiddetli rüzgar , yağmur, ve su taşkınlarına rastlanır. Hafif tuzlu olan arpanın hazırlandığı malt evlerinde doğal yakıt olan turba kullanılır. Islay viskilerinin tuzlu ve sert bir tadı olur. Maltlandırma işlemi sırasında daha az fosilleşmiş yakıt kullanılmasına ve içki doğal şarlarından korunmasına rağmen, viskinin tuzlu olduğuna da rastlanır.
Highland Malt : Hingland bölgesi, coğrafi olarak Scotch Viski’nin üretildiği “En geniş alandır” Karalık arazi, değişen iklim ve sahillerin özellikleri viskinin çeşitlilik göstermesini sağlar. Bu viskiler kuru ve serttir. Hafif bir duman kokusu taşırlar. Kuzeyin uç sahillerinde denizin etkisiyle viskiler baharatlıyken , doğu sahillerinde ve iç bölgelerde meyva aroması daha baskındır.

 

Lowland Malt : İskoçya’nın güneyinde, Dudee ve Greenock arasında kalan bölgedir. Bu bölge Hingland dan daha az kayalık olup, iklimi de nispeten yumuşaktır. Temel karakterleri yumuşak , tatlı ve rahat içimli olmalarıdır.
Spyside Malt : Bu bölgede Spey ırmağı boyunca, Hingland bölgesinin doğusuna uzanır. İskoç viskisinin en çok imal edildiği yer burasıdır. Bölgede çok sayıda ırmak ve her ırmağın kenarında da imalathaneler bulunur. Viskilerin üretildiği şartların zorluğuna göre sınıflandırılır. Granit kayalıklarının üzerinden akan , topraklardan süzülen sular, viskiye dumanlı bir tad verir. İç bölgelere doğru gidildikçe daha belirgin bir yumuşaklık vardır.

İrlanda Viskileri (Irish Whisky)

İrlanda viskileri malt hazırlanması sırasında, İskoç viskilerine oranla, ateşte fazla kalmadığından ve damıtma sırasında turba yerine kömür kullanıldığından is kokusu da yoktur.Başka tahıllarla karıştırılır ve İrlanda viskilerinin yoğunluğu diğer viskilere oranla daha azdır. %50 maltlanmış, %30 maltlanmamış arpa, %10 yulaf, %10 çavdar ve buğdayın kullanıldığı İrlanda viskilerinin üretim tekniği de İskoç viskileri gibidir. İrlanda viskileri İskoç viskileri gibi 2 değil 3 kez damıtılır ve 3 yıl değil 4 yıl meşe fıçılarda dinlendirilir.

 

Amerikan Viskileri ( Bourbon Whisky )

Bourbon Amerika’da Whisky adıyla üretilen ve en az %51 oranında mısır içeren bir tür viskidir. Bourbon yalnızca Kentucky eyaletinde üretilir. Bourbon en az 2 yıl  meşe fıçılarda dinlendirilir. Bir diğer türü de Rye viskidir. Rye viskinin üretiminde %51 çavdar kullanılır. Corn olanı ise %80 mısırdandır. Ve en az 2 yıl dinlendirilir. Blended; arpa, mısır ve çavdar karışımından elde edilir, ardıç fıçılarda dinlendirilir
 

Viskilerin genel özellikleri

Renk: Malt viskiyi içmeye başlamadan önce rengine bakmak gerekir. Renginden viskinin eski veya yeni olduğunu anlayabilirsiniz. Genç viskilerin rengi açık sarımsı olmasına rağmen  viski yıllandıkça rengi amber sarısına döner.

Koku: Koklama bir viski aşığı için tüm seremoninin en büyük zevkidir. Burada kadehin formu da önemlidir. Degüstasyonda daha çok ayaklı ve dar ağızlı kadehler kullanılıyor. Böylece malt viskinin tüm aromasını duyabiliyorsunuz. Sherry veya şarap tadımında da kullanılan ‘Le verre’ kadehler kullanılabilir. Alabileceğiniz kokular yıllandırma işleminden gelen meşe,vanilya ve harmanlanmış arpa ve özellikle İskoç Viskilerde karamel,füme ve çeşitli baharat kokuları olacaktır.

Tatma: Malt viski için en ideal sıcaklık oda ısısıdır. Bu 18 ile 20 derece arasında olabilir. Her yudumda yeni aromaların farkına varabilirsiniz. Bir kez açılmış bir şişenin en geç bir yıl içinde tüketilmesi gerekir. İskoç Viskilerinde  füme kokular daha hakim olmasına rağmen, Bourbon’da daha keskin kokular alabilirsiniz.

 

Viski ile ilgili ilginç notlar ;

Glenmorangie ve The Famous Grouse İskoçya’da en çok satan Viskilerdir.

Edradour İskoçya’daki üretiminde sadece üç kişinin çalıştığı en küçük Viski üreticileridir.

Glenfarclas İskoçya’dan Guinness Book of Records’a girmiş olan en kuvvetli malt viskidir.

Jameson’s İrlanda’da en çok satan viskidir.

Ballantine’s Finest Avrupa’da satışta birinci ve dünyada ise satışta üçüncü sıradadır.

Jack Daniels Amerika’nın en eski viskisidir.

Johnnie Walker Red Label dünyada en çok satan İskoç viskisidir.

Johnnie Walker Black Label ise dünyada Lux kavramıyla birinci sırada satılan viskidir.

Yayın Tarihi 10-02-2009
Yayınlayan (İçki tarifleri) kişi Dilistan Shipman

1 Ölçek Safari ve 5 Ölçek portakal suyunu karıştip, buz dolu uzun bir bardağa boşaltınız. İçine bir kiraz yada mevsime göre bir portakal dilimi ve nane koyarak servis yapınız.

Yayın Tarihi 10-02-2009
Yayınlayan (İçecekler) kişi Dilistan Shipman

Alkol oranı 20% olan bu likör. Mango,papaya,limon,maracuya ve lime gibi ekzotik bölge meyvelerinden yapılmış bir likördür. Buzla sek içilebildiği gibi kokteyllerde de sıkça kullanılır. (Bkz.Kokteyller)

Yayın Tarihi 08-02-2009
Yayınlayan (İçki tarifleri) kişi Dilistan Shipman

Bu kokteylin orijini hakkında oldukça değişik hikayeler var. Bir tanesi Fernand Petiot’un 1920 lerde Paris’teki Harry’s Barda çalışırken bu kokteyli yarattığı ve Ernest Hemingway gibi ünlülere servis ettiği ve bir diğeri ise bu kokteylin George Jessel tarafından 1939 da yapıldığı. Kelimenin kökeni ise bazılarına göre Kraliçe Mary I , bazılarına göre meşhur artist Mary Pickford ve bazılarına göre ise Şikago’daki “Bucket of Blood” adlı barda çalışan bir garson kızdan kaynaklanıyor.

 

Kaynak: New York Herald Tribune, December 2, 1939, sayfa 9

 

 

 

Tarif

Ölçü için seçeceğiniz küçük bir “shot” bardağı olabilir.(Bkz. Güncel yazılar - Bardaklar) Aşağıdaki tarifte malzemelerin yanına oranlar yazılmıştır. Vodka (3) ise aynı bardakla Domates Suyu (6) ve Limon Suyu (1) dir. Mühim olan tüm ölçüde aynı bardağı yada ölçüyü kullanmanızdır.

 

Malzemeler

Vodka (3)

Domates Suyu (6)

Limon Suyu (1)

Bir tutam “celery salt” (kereviz tohumlarının öğütülerek normal tuzla karıştırılması ile elde edilir)

Bir tutam toz karabiber

Bir çay kaşığı Tabasco

Bir çay kaşığı Worcestershire Sauce (süper marketlerde satılıyor. Bkz.Malzemeler)

 

Yapılışı

1.Vodka,domates ve limon suyunu karıştırn.

2. Bol buzlu dolu uzunca bir bardağa dökün ve diğer malzemeleri koyup karıştırın.

3.Süsleme genellikle içine kereviz dalı ve isteğe göre bardağın kenarına bir dilim Bodrum Limonu tabir edilen “Lime” konarak yapılır.

 

Bu kokteylin bazı ülkelerde değişik isim ve içki katkısı ile de yapılır.

 

Bloody Maureen - Vodkanın yerine “Guinness” konur.

Bloody Cab - Vodkanın yerine “Cabernet Sauvignon” konur.

Bloody Geisha - Vodkanın yerine “Sake” konur.

Bloody Maria - Vodkanın yerine “Tekila” konur.

Yayın Tarihi 06-02-2009
Yayınlayan (İçki tarifleri) kişi Dilistan Shipman

15 ml. Viski

15 ml.Campari

15 ml. Kırmızı Vermut

 

 

Tüm malzemeleri buzlu bir bardakta karıştırın ve süzerek, soğutulmuş Martini bardağına döküp bir nane yaprağı ve/veya bir portakal dilimi ile süsleyip, servis yapın.

Hikayesi için Bkz.İçecekler-Kokteyl

Yayın Tarihi 06-02-2009
Yayınlayan (İçki tarifleri) kişi Dilistan Shipman

 

1 Taze şeftali

60 ml.Soğutulmuş şampanya

(1 çay kaşığı kadar Archers da ilave edebilirsiniz)

 

Şeftaliyi soyup, çekirdeğini çıkarın.Kırık buzla karıştırın ve biraz şampanya ilave edin ve karıştırıp pütürsüz bir hale getirin.Kalan şampanyayı ilave edin ve şampanya bardağında bir dilim şeftali ile servis yapın.

 

 

Bu kokteyl New York’da çok populer olan bir kokteyldir. Hikayesi için Bkz.İçecekler-Kokteyl

Yayın Tarihi 06-02-2009
Yayınlayan (İçki tarifleri) kişi Dilistan Shipman

Alfie

50 ml. Limon tatlı vodka

10 ml. Cointreau

10 ml. Ananas suyu (taze)

 

“Shaker”ın yarısına kadar buz koyun ve tüm malzemeyi içine koyup karıştırın . Buzla soğutulmuş Martini bardağına boşaltıp,üzerine bir dilim ince limonla servis yapın.

Hikayesi için Bkz.İçecekler-Kokteyl

Yayın Tarihi 06-02-2009
Yayınlayan (İçecekler) kişi Dilistan Shipman

 

Bu yazı Leziz Dergisi Ağustos sayısında yayınlanmiştır.

 

 

Çekici bir Görüntü…. Ferahlatan Tatlar…

 

 

Kokteylerin gizemli ve sofistike bir görüntüsü vardır. İyi bir kokteyl tatların uyumlu bir evliliğinle başlar. Temel olarak kokteyllerde iki ana unsur  vardır. Bir temeli teşkil eden içki ve içine konan yardımcı tatlar. Temeli teşkil eden içki kokteylin karakterini oluşturan unsurdur. Bunlar genelde cin,votka veya viski olabilir. Yardımcı tatlar ise meyve suyu- ki özellkle domates , limon,portakal suyu-,likörler,vermut veya yumurta,süt ve çiğ krema olabilir. Ama bir kokteylin sadece tadının iyi olması yetmez. Kokteyllerin görüntüsü de güzel ve çekici olmalıdır.Estetik açıdan renk kokteylde en önemli faktördür. Bu yüzden barmenler bazen kokteyllerin içine renk verici maddeler de katarlar. Kokteyllerin tarihi temel içkilerin ortaya çıkmasıyla başlar. Orta Çağlarda ortaya çıkan distile içkiler ,14 ve 15.yüzyılda rom ve tekila ilavesiyle literatürünü genişletti.

 

18. ve 19.yüzyılda Avrupa ve A merikada insanlar birtakım baharat,bitki ve otlar kullanarak yeni tatlar arayışına girdiler. Bunun sonucu olarak ortaya birtakım aromatik yeni tatlar çıktı ve bu yeni tatlar kokteyller için bir hazırlıktı sanki. 1806 yılında “Balance & Columbian Reporsitory” adlı bir yayın ilk defa “karışık içecekler” anlamında “kokteyl” kelmesini kullandı. Ancak bu kelimenin orijininin, 19.yüzyılda Antoine Péychaud tarafından da içki karıştırmada kullanılmış olan Fransızca “coquetier”-2 taraflı yumurta kabı- ından gelmiş olmasıda olası olduğu düşünülmektedir.

 

İlk kokteyl “Sazerac”,1830 da  New Orleans’da Antoine Péychaud tarafından , Burbon ve birtakım içkiye buruk tatlar veren maddelerin karışımı eklenmek suretiyle yapılmıştır. İlk Kokteyl Barı ise 1870li yıllarda New York da “Hoffman House” adı altında açılmıştır. Bu barda, akaju ağacında yapılmış olan bara insanlar gelir ve özel eğitim almış olan barmene kokteyllerini ısmarlar ve yapılışını izlerlerdi.

 

19.yüzyılda bu iş Amerika’da  bir endüstri haline dönüştü ve ülke çapında pek çok bar açıldı.Yüzyılın sonlarına doğru kokteyl çeşitleride gitgide artan bir sayıya ulaştı. Bunlardan bazıları Martini,Manhattan ve Whisky Sour olarak sayılabilir.

 

1920 lerde alkolün yasaklanması alkol tüketimini azalttı ancak diğer yandan da kaçak içki üretimini arttırdı. Bu durum kaçak içkiyi bir anlamda maskeleyen kokteyl  tüketiminin artmasıbda yardımcı oldu. 1920 lerde içki yasağının kalkması artık Holywood yıldızlarının elinde neredeyse her filmde kokteyl bardağı görmemizi sağladı. Böylece vodka,rom,cin,viski,tekila ve brandy kokteyl bardaklarında yeni eşler buldular.

 

II.Dünya Savaşının başlamasıkokteylerin popülaritesinide azalttı. Özellikle herşeyin az olması yiyecek ve giyim kaygısına düşmüş olan yeni  jenerasyonun, bu tip sofistike ve zarif içki karışımlara sırtını dönmesine neden oldu. Ama 1980 ve 1990 lar kokteyllerin geri dönüşünü sağladı. New York‘taki “Rainbow Room” (Rockefeller İş Merkezinin üstünde) ve Londra‘daki “Sanderson” yen, modern kokteyl kültürünün merkezleri oldular.

 

Kokteyllerin en güzel tarafı her an ve içinizdeki ruh haline göre bir tane olmasıdır.Örneğin “Whisky Sour” aparatif olarak, “Irish Coffee” yemeklerden sonra, “Tom Collins”-cin ve limon suyu-”Bloody Mary”-vodka,domates suyu ve baharatlar- her an içmek için ideal kokteyllerdir.

 

Meyvelerle ve şarap bazlı yapılan kokteyller iki ana kategoriye girerler.Yemekten önce “Kir”,”Bellini” veya “Şampanya Kokteyl”i  ,”Tekila Sunrise” ve “Harvey Wallbanger” ise long drink olarak içilebilir. Ama bence kokteyllerin en güzel yanı deneyerek yeni tatlar keşfetmektir. Biraz karakter,biraz klasik tat,biraz aşk ve kendi karışımınz.İşte size özel kokteyl…

 

Kokteyl yaparken dikkat edilmesi gereken noktalar

 

Kokteyl yapımında kırık buz sadece soğutmaya değil aynı zamanda kokteylin keskinliğini saptamaya yarar. Eğer kokteyl yaparken “shaker” kullanacaksanız kırık buz değil buz parçaları kullanın çünkü kırık buzlar sallarken çabuk erir ve koktelyi sulandırır. Kırık buzları bardağa koyun.

 

Eğer kokteylinize meyve suyu koyacaksanız lütfen ve tekrar lütfen uzun ömürlü karton meyve sularını kullanmayın.Meyve sularının taze olmasına dikkat ediniz.

 

Eğer yumurt veya krema kullanacaksanız, bunların aynı yiyeceğiniz zamanki gibi taze olmasına dikkat ediniz. Yumurtanın beyazı renksidir ama kokteylinize kremsi bir doku verir.  Yumurtanın beyazını ayırdıktan sonra iyice çirpıp beyaz bir köpük haline gelene kadar çırpın ve kokteylinize ilave edin. Pişirmeden kullanılan yumurtanın “Salmonella” denilen bir bakteri taşıdığını bilerek seçeceğiniz yumurtanın organik ve çok taze olmasına dikkat ediniz.

 

Kokteyli servis yapmadan önce bardağın içine likör yada diğer karışımlardan koyun ve şöyle bir döndürüp boşaltın.Bu işlem  bardağın o koku ve tadı alması için idealdir.

 

Kokteyli karıştırmak mı yoksa sallayarakmı yapmak iyidir sorusu sıkça rastlanan bir sorudur. Bunun cevabı kullanılan malzemeye göre değişir. Örneğin, yapacağınız kokteylde yumurta,meyva suyu,şeker veya krema varsa buzla “Shaker” da sallamak gerekir. Ama sadece içkilerle yapılan kokteylleri karıştırmak yeterlidir. “Manhattan”-viski,tatlı vermut ve Angostura ekşileri- kokteyli gibi. Eğer kokteyl sert içkilerden yapılacaksa sallama metodu tercih edilebilirki kokteyl bira sukansın diye. Ancak “Dry Cin Vermut” ise temiz bir görüntülü olarak servis yapılması gerektiğinden sallanırsa içinde köpükler oluşur ve buda istenmeyen bir durumdur.

 

Kokteyli süslerken limon kabuğu, vişneveya taze meyveler,yeşil zeytin ve nane gibi otlarda kullanabilirsiniz.Eğer benim gibi sizde esrarengiz tatları seviyorsanız sizlere önce bilinen birkaç kokteyli denemenizi sonrada kendinize özel kokteylinizi yapmanızı tavsiye ederim. Mutlu,ferahlık dolu,keyifli denemeler…..

Yayın Tarihi 03-02-2009
Yayınlayan (İçecekler) kişi Dilistan Shipman

Exotik Aromalı Beyazlar

Renkleri limondan solgun altın rengi arasında değişen  bu şarap türlerininin bazılarını açık yeşil ve gümüş renginde de görmeniz mümkündür. Genellikle şeftali tadına sahip olan bu şaraplar ağızda uzun süre kalan bir tat bırakır Bu şaraplar Riesling hariç 2 sene içinde tüketilmesi önerilen şaraplardır. Soğutularak içilmesi gereken bu şaraplar, balık,Asya yemekleri,salatalar ve en güzel kombinasyonu olan keçi peyniri ile önerilir. En bilinen üzüm çeşitleri yüksek asiditeli, orta derece alkolu olan ve ağızda limon tatları bırakan Sauvignon Blanc dır. Bunun yanısıra Almanya, Yeni Zelenda,Fransa, Güney Afrika ve Avusturya’da en güzel örneklerine rastlamak mümkündür. Füme Somonla birlikte muteşem bir ikili oluştururlar.Fransa’nın Rhone Vadisinde yetişen Muscat ise ağızda kayısı,çiçekler,şeftali ve ekzotik tatlar bırakan başka bir üzüm çeşididir. Kuşkonmaz ile birlikteliği hoş bir ikili oluşturur.

Diğer bir Beyaz şarap kategorisini ise, yemek istercesine içmek hissi veren beyazlar oluşturur. Bu şarapların renkleri soluk altın rengi ile saman sarısı arasında değişir. Olgun elma, kayısı, şeftali, ananas, mango,sıcak ekmek ve vanilya aromalıdırlar. Alkol ve asidite oarnları son derecede dengelidir ve meyve yoğundur. 8-12 deredcede servis yapılması tavsiye edilir. En bilinenleri Fransa’nın Burgundy, Güney Afrika’nın Stellenbosch,Şili’nin Kazaplanka ve USA’da Napa Vadisi bölgesinde en güzel örnekleri görülen Chardonnay‘dir. Avustralya’da, Burgundy stilinden  daha ekzotik olan Sémillion bu sınıf şarapların en güzellerinden biridir. Meşe varillerde yıllandırılan bu şarap, ağızda yağlı bir tat bırakan bu şarabı beyaz etlerle tavsiye ederim.. Bu gruptaki favorim Avusturya’dan Zierfandler. Altın parlaklığa sahip,koyu limon rengi, ananas, baharat, ceviz ve elma aroması olan bu şarap güçlü ve baharatlı bir tada sahiptir. Bu şarabı beyaz et, ton balığı ve lop etli balıklarla tavsiye edebilirim.

  • Blogroll

  • Üyelik

  • Dilistan Çilingiroğlu Shipman

    Dilistan Çilingiroğlu Shipman
    İst.Üni. İktisat Fak.,MBA, Kitchen Man.ve halen Pazarlama üzerine PhD yapmakta. Yemek Yazarı ve Galatasaray Üni.de Öğr.Görevlisi. Gastronomi alanında yazdığı basılı 2 eseri bulunmakta.Yiyecek-İçecek Danışmanı. Devamı için tıklayın

    David Shipman

    David Shipman

    City&Guilds ve MBII diplomalı, İngiliz Chef. Mutfak Dizaynı ve Menü Danışmanlığı yapmakta. Devamı için tıklayın