1 yemek kaşığı bal
Bir tutam rendelenmiş zencefil
1 limonun suyu
3 adet havucun suyu ve posası
Yapılışı
Bütün malzemeleri iyice karıştırın ve içmeye hazır
It is said that there are about 1000 different types of beer in Belgium. Some of them have even fruits in them. But one of them especially presentation wise is very interesting. It is called Kwak beer. It has a unique glass. This 25 cm glass tube with a flared top and a round, bulbous bottom is held by a wooden clamp. In fact, this glass would tip over if you tried to set it down on a table. It comes to your table complete with a monogrammed wooden stand. The long neck and round base makes a nice rich, frothy head. Kwak is a very fine Belgian beer. The color is a deep amber, with a creamy colored head. Kwak has a mellow, fruity and malty aroma with very little hops smell. You can smell banana. According to the Kwak website: “In Napoleon’s time, Pauwel Kwak was a brewer and the owner of the De Hoorn inn (near Brussels). Mail coaches stopped there every day, but at that time coachmen were not allowed to leave their coach and horses,” As a result, the creative innkeeper had a special Kwak glass blown that could be hung on the coach.
Term used on labels to express the total acid content of the wine. The acids referred to are citric, lactic, malic and tartaric. An excess of acidity results in an acidic wine that is tart and sour. The acidity level in a wine is important. Wines from tend cool, rainy years to be high in acidity lower in acidity, whereas wines from hot years tend to be high in acidity.
Aftertaste: Term used to describe the taste left in the mouth after swallowing the wine.. The longer the aftertaste lingers in the mouth, the finer the quality of the wine.
Astringent: These types of wines are harsh and coarse to taste which can occur due to wine being too young and tannic and just need time to develop, or not being well produced.
Balance: The term expresses the concentration of fruit, level of tannins, and acidity are in total harmony.
Body: The overall mouth feel or weight of a wine
Bouquet: It indicates how a wine smells, or more specifically to indicate aromas associated with bottle aging. A more technical term for this later definition is “tertiary aromas.”
Dry: This term is used to denote a wine that has no residual sugar.
Dumb: A wine tasting term to mean a wine that is not showing up to its potential and it doesn’t speak.
Fruity: Some young wines have an aroma that can only be described as fruity such as Beaujolais.
Legs: It refers to the streams that are seen on the side of the glass after swirling (also called tears).
Oaky: Wine gains aromas after being kept in oak barrels one of which is vanilla aroma.
Ripe: In well balanced wines the varietal characteristics of the grape can be tasted. These ripe-tasting wines tend to be slightly more fruity and sweet than the other wines.
Smoky: Aroma which is contributed by the charred Oakwood in barrels.
Spicy: Can also be used as peppery but it implies a softer, more rounded flavor.
Tannin: In red wines a substance in grape skins, seeds and stems which is responsible for the bitter taste. It Acts as a natural preservative, helping the development and, in the right proportion, balance of the wine. It is considered a fault when present in excess.
Aroma (aroma) : Yıllanmamış genç şarapları ifade ederken kullanılır.
Buke (bouquet) . Şarap yıllanırken aroma buke haline gelir .kısacası artık şarap sadece üzüm gibi kokmaz.
Burukluk(asringent): Kırmızı şarabın içerisinde bulunan tanenlerinağızda bıraktığı güçlü ve kalıcı tattır.
Denge(balance):Şarabın içerisindeki değişik elementlerin uyumlu bir şekilde damakta hissedilip, hiçbirinin ön plana çıkmaması demektir.
Gevrek(crispy): beyaz şarapta dengeli asitten kaynaklanan, ferahlatıcı lezzettir.
Gövde(body): Şarabın özülünün ve alkolün güçlü olması gövdeyi oluşturur.
Yoğunluğunun az, su gibi tabir edilmesi ise gövdesinin olmamasını anlatır.
Kalıcı (long) : Bir şarabın lezzetinin uzunluğudur.
Meşeli (woody/oaky) :Şarabın meşe fıçılarda olgunlaşması sonucu kazandığı aromadır.Genelllikle vanilya, füme,kızarmış ekmek tarzındaki aromalar şarapta hissedilir.
Tanen (tannic) : Kırmızı şarabınkorunmasını, gelişmesini ve yıllanmasını sağlayan önemli bir maddedir. Üzümün kabuğundan,sapından ve çekirdeğinden şaraba geçer.
Osmanlı döneminin en gözde içeceklerinden biri olan Boza pirinç bulgur, darı, , buğday ve arpa gibi tahıllara su ilave edip mayalandırmak suretiyle edlse edilir.
Tarihe bakıldığında bozanın ortaya çıkışı için çeşitli görüşler olduğunu görürsünüz. Bunlardan biri ekmek mayalandığı sırada ortaya çıktığı diğeri ise kış için kilerlerde saklanan tahılların elverişsiz şekillerde saklanmasından dolayı çimlenmesi ve dolayısıyla bu tahıllarla pişirilen yemeklerin soğuduktan sonra mayalanması teorisinden ortaya çıktığıdır. Günümüzde üzerine tarçın ekilerek içilen boza eskiden karanfil,kakule,zencefil, pekmez ve bal ile birlikte de içiliyordu. Boza satanlar o zamanlar geceleri sokaklarda bağırarak boza satarlardı. Değişen yaşam koşulları ve alışkanlıklarla birlikte artık günümüzde bu sesleri duymak maalesef mümkün değil.
17.yy da Sultan IV.Mehmet alkollü içkileri yasakladığında bozayıda yasaklamış ve Evliya Çelebi’nin yazdıklarına göre o zaman 300 tane olan boza dükkanlarıda kapanmıştı. Yine Evliya Çelebi’nin yazdığına göre içinde çok az miktarda alkol içeren- ki fermentasyon sonunda oluşan miktar- az miktarlarda içildiğinde sarhoşluğa yol açmadığında içilmesinde günah sayılacak bir durum yoktur demiştir. 19 yy da daha tatlı olan ve alkol içermeyen Arnavutların yaptığı boza popüler olmuş ve Osmanlı’da çoğunluğu Ermeniler tarafından üretilen ekşimsi bozanın popülerliği kaybolmuştur. Arnavutların yaptığı boza şeker,mısır,su ve buğday unundan yapılır ve tatlı ekşi bir tadı vardır. Günümüzde boza sadece bir kış içeceği olarak değil bazı yetenekli ve yaratıcı aşçılarımız sayesinde tatlı ve bazı yemek yapımlarında da kullanılmaktadır.
Bu tip likörler kullanılan sebze, ot ve baharatların renklerini alırlar. Bu renkler genelde kehribar, açık sarı, yeşil ve yeşilin tonları yada beyaz renkli olurlar. Tüm likörler tatlıdır ama bu tip likörlerin hafif acımsı bir tadı vardır. Genellikle aperatif, yemek üzerine rahat sindirim için ve kokteyllerde kullanılırlar.
Bazı likörlerde, naneden yapılan Fransız Créme de Menthe ve vanilyadan yapılan Meksika Xanath gibi tek bazılarında ise İtalyan Cynar liköründe olduğu gibi pekçok ot ve sebzeler kullanılmaktadır. Yıldız anason diğer içkilerde olduğu gibi baharat ve ot bazlı likörlerde de oldukça sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak diğer içkilerden farklı olarak, likörlerde yıldız anason başka baharat ve otlarla da karıştırılmaktadır. Daha da ilginç olan 19.yy da Fransa’da halusinasyona neden olan “wormwood” (pelin) adlı maddeninde içinde olduğu Absinthe’nin atası olan likör insanları korkuttuğundan dolayı yasaklanmış ve ve üreticiler”wormwood” (pelin) yerine aynı tadı veren yıldız anasonu kullanmaya başlamışlardır.Aslında sebze, baharat ve otlerdan yapılan likörler dünyadaki en eski likör türleridir.
Absinthe
Günümüzün tüm anasonlu içeceklerinin atası Absinthe 1792 yılında Fransız Dr.Ordinaire atarafından “wormwood”(pelin) ve diğer otların karışımı ile elde edilmiş ve “wormwood”un botanik adı olan Absinthe olarak adlandırılmıştır. Sonradan halusinasyon etkisi olduğundan dolayı 1908 de önce İsviçre’de sonra Fransa’da yasaklanınca “wormwood”(pelin) içkiden çıkarılmıştır.
Wormwood
Kore’de sonbaharda Şükran Günü Festivali olan “chuseok” de yenir. Wormwood ilk baharda taze iken toplanır ve suyundan yeşil renkli bir mayi elde edilir ve “songpyeon” adlı yemeğin yapımında kullanılır. “Wormwood”‘un ayrıca Fas’da çay kültüründe önemli bir yeri vardır.
Mastic (Mastika)
Rengi açık yada opak beyaz, kokusu otların ve çiçeklerin karışımı ve tadı hoş yumuşak olan Matic anason ve mastik ten yapılan tatlı bir likördür. En önemli markaları Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan kökenlidir. Sakız da üretilen Mastik ağacı aslında fıstık ailesinden olup Latince adı Pistacia Lentiscus’dur.
Cynar
Enginardan yapılan bu likörün rengi içinde yeşilimsi tonlar olan koyu kırmızıdır. Oldukça acımsı bir sebze tadı vardır. Özel bir İtalyan likörü olan Cynar adını Latince adı olan Cynara Scolymus’dan almıştır ve bu likörün tüm özelliği acımsı olmasıdır. Soda, limonata ile birlikte içilebildiği gibi kokteyllerde de kullanılır.
Kümmel
İlk defa Hollanda’danın Amsterdam kentinde üretilmiş olan Kümmel kimyondan yapılır. Aynen Vodka gibi damıtılan Kümme’in kokusu otları ve baharatları ve tadı son derece ekzotik baharatları çağrıştırır. Ya direkt olarak buzluktan çıkarılıp içilebilir yada kokteyllerde kullanılabilir.
Galliano

Milano’nun kuzeyinde bulunan Salara’da üretilen açık kehribar renkli bu likör, çiçekler, otla anason ve alkol karışımının 6 ay özel tanklarda bekletilmesiyle elde edilir. Ters dondurma külahına benzeyen şişesi 1896 yılından beri değişmemiştir. Tadı tatlı, içimi zarif kokusu ise baharda yeni açan çiçeklerin ve otların kokusunu çağrıştırır.
Agavero
Agavero liköründe kullanılan “Damiana”, Maya Kültüründen bu yana Meksika’da kullanılan geleneksel bir ottur ve likörde ise yaprakları kullanılır. Bu ot ve Tekilanın karışımından elde edilen Agevero’nun tadı tatlı baharatlar ve kokusu ise vanilya,karamel, baharatlar ve otları çağrıştırır. Rengi koyu altın sarısıdır.
Hydromel
Antik Yunan’dan bu yana en eski bileşim olan bal ve su, bu likörde baz alınmıştır ve bal su ile seyreltildikten sonra çeşitli mayaların katılmasıyla elde edilir. Yarı tatlı dömi-sek bir likördür. Rengi içinde sarımsı hareler olan koyu bal rengidir.
Goldwasser
Adından da anlaşılacağı gibi “Altın Suyu” tabir edilen bu likör ilk olarak 17.yy da Polonya’da ürtilmiştir. Yağların ve baharatların damıtılması ile elde edilen ve ardıç tohumu,anason ve melek otu Angelica’nın ilavesi ile güçlendirilen Goldwasser’ın en önemli özelliği içinde yüzen 23 kırat altın parçalarıdır.
Chartreuse
1737 yılında ilk olarak keşiş Brother Antoine tarafından formüle edilmiş olan bu likör, 1838 tadını biraz daha tatlı hale getirilerek yeniden formüle edilmiştir.. Ancak Fransız ihtilalinde keşişlik müessesesi ele geçirilince formül kaybolmuş ve 1903 senesinde Chartreuse keşişleri ülkeden sürülmüş ve Fransız Hükümeti Fransa’da üretilmeyen hiç bir liköre Chartreuse adını kullanmasını yasaklamıştır. 1929 yılında Chartreuse keşişleri tekrar isim hakkını kazanmış ve 1935 yılında üretim alanları toprak kayması sonucu hasar görmesine rağmen toparlanmayı başarmış ve 130 yıldır formülü sır olarak saklayarak üretimlerine devam etmektedirler. Rengi yeşilimsi sarı olan Chartreuse’ün aroması güçlü tadı ise acımsı otlarla dengelenen bir tatlılığa sahiptir.
Xanath
Maya ve Aztek’ler “Chacau haa” adlı özel içeceklerini vanilya çubukları, su, kakao,fasulye ve baharatlarla karıştırarak elde ederlermiş. Xanath likörü de vanilya çubukları kullanılan rom bazlı bir Meksika likörü ve ilginç yanı Meksika’ya 1949 yılında göç eden bir İtalyan tarafından üretilmiş. Şişesi Meksika Piramid şeklinde, rengi koyu kahve, tadı tatlı vanilya , kokusu ise son derece aromatik.
Pekçok çevrecinin orkideler salep yüzünden yok oluyor feryatları arasında Sahlep(Salep) hala sıcak kış günlerinin insanın içini ısıtan, vucuda güç veren özellikleri sayesinde hayatımızın içinde. Çemçiçeği yada Çayırotu olarak da adlandırılan salep 8.yy dan beri halk arasında bilinen salebin bağırsak rahatsızlıklarına ,soğuk algınlığına, öksürüğe iyi geldiğine inanılmasının yanısıra özellikle çoçuklarda iştah açıcı özelliği yüzünden çokça tercih edilirdi. Salep için ayrıca iyi bir Afrodizyak olduğu söylenir.
Hikmet Boyacıoğlu’nun bir yazısında salep içeceği “şifalı yabanı orkide köklerinden elde edilen aromatik salep tozu, şeker, nişasta gibi kıvam
arttırıcılar ve sütle yapılan sıcak bir kış içeceğidir.” Diye tarif edilir. Salep tozuna ayrıca “orchis”veya “ophyris” isimleride verilir. “Orchis” ve “Ophrys” yumruları kullanılarak elde edilen Salep bilindiği gibi dondurma yapımında da kullanılır. Salep içeceği sütlü ve sütsüz olarak iki türlü hazırlanır. Süt yada suyla hazırlanan salep yapımında salep tozuyla beraber nişasta ve şeker konur ve iyice kaynatılır. Bu işlem için Salep Güğümü denen kaplar kullanılır ve toz zencefil yada tarçınla servis yapılır. Günümüzde artık hazır alınıp yapılabilen hazır toz sahlepler bulunsa da geleneksel olarak yapılanların tadına doyum olmaz.
Herkes tarafından sevilen Limonata hazırlanması son derece kolay olan ferahlatıcı bir içecektir. Her ülkede bazı farklılıklar olmasına rağmen temeli limon,su ve şekerdir. Limonların ilk ortaya çıktığı ülkeler Kuzey Hindistan,Çin ve Burma olarak bilinir. MS 700 de ise İran,Arap ülkeleri ve Mısır’da da tanınmaya başlar. Ancak, limonata ile ilgili ilk yazılı belge Mısır’dan geldiği için limonatayı Mısırlıların icat ettiği söylenir. Rivayete gore Mısırlı köylüler limondan yapılan şarabı bal ile karıştırıp içerlermiş.Bir başka rivayete göre limonata ilk olarak 16.yy da Fransa’da içilmeye başlanmış. Oysa Kahire’de 13 yy da limonata halk arasında sevilmekle kalmayıp ihraçda edilmiş.
Bugün pekçok değişik şekilde yapılan limonatanın hepimizin hayatında vazgeçilmez bir yeri vardır. O kadarki düğün salonlarında yapılan düğünlerde kuru pasta ve limonata ikram edilir. Klasik limonata ülkemizde limon kabuklarının şekerde bir gece bekletilip su ile karıştırılması ile elde edilir. Çok sevilen ve ferahlatıcı bir içecek olan limonata artık makinalarda yapılmakta yada içine nane,zencefil yada başka meyvelerde konarak çeşnilendirilmektedir. Amerika’da da oldukça popular bir içecek olan limonata, çocukların limonata standleri kurarak para kazanmalarına katkıda bulunan bir gelenektir. Amerika’da oldukça popular olan “pembe limonata” ile ilgili de ilginç hikayeler anlatılmaktadır. Bunlardan birisi Henry. E. Allot’un hazırladığı limonatanın içine tarçınlı şekerleme düşürdüğü için pembe olan ve herkesin bayıldığı limonata hikayesidir. İngilizler limonatayı bira ile karıştırılır ve bu içeceğe Shandy adı verilir.
Naneli Limonata
MALZEME: 8 adet limon, 16 çorba kaşığı tozşeker, 1 demet taze nane yaprağı, 12 bardak su.
HAZIRLANIŞI: Limonları yıkayıp kabuklarını ayıklayın. Nane yapraklarını yıkayıp incecik kıyın. Limon kabuğu rendesi ve kıyılmış naneyi bir kavanoza koyun. Üzerine 12 kaşık şeker ve 6 limonun suyunu ilave edin. İyice karıştırın Kapağını kapatın ve bir gece dinlendirin. Ertesi gün 10 bardak su ilave edip sık delikli bir süzgeçten geçirin. Buz ile servis yapın.
TÜKENMEZ
Nasıl başladığına dair elimizde bir kanıt olmayan bu içeceğin yapılışı hakkında ise pekçok kişi değişik reçeteler vermişler. Adının niçin tükenmez olarak verildiği ise yapıldıktan sonra, içildikçe içine durmadan su ilave edilmesi ve ilk karışımın adeta hiç bitmemesinden kaynaklandığı söylenebilir. Tükenmez yapılırken toprak küp kullanılır. Muşmula, bütün üzüm taneleri, ayva, elma (ekşi ve tatlı) ve armut kabuklu olarak dilim dilim kesilir. Hepsi karıştırılır. Tüm bu meyveler bir kat meyve, bir kat şeker olarak kübün içine yerleştirilir. En üste tülbente sarılı küçük bir parça ekmek konur. 20- 25 bardak su doldurulur. Ağzı kapanır. Küp ara sıra sallanır. 15- 20 gün sonra içilebilir. Tükenmezin olması, bulunduğu yerin ısısına göre değişir. Suyu azaldıkça yani içinden alındıkça üzerine su ve şeker ilave edilir. Tükenmezin zamanla fermente olduğu bilinir ve o zamanda aynı şarap gibi meyvelerin alkole dönüşmesi de mümkündür. Artık pek hatırlanmayan ama güzel bir Anadolu geleneği olan Tükenmez aslında yapımı hiç de zor olmayan geleneksel bir içeceğimizdir.

Bu yazı Leziz dergisinde yayınlanmıştır
Viskinin hikayesi Mısırlıların Milattan önce 800 yılında parfüm yapmak için keşfettiği damıtma tekniğini İrlandalı misyonerlerin Milattan sonra 432 de İskoçya’ya getirip uygulamasıyla başladı. Kelt dilinde “Hayat Suyu” manasını taşıyan “Uisge Beatha” kelimesinden türeyen Viski, 1494 yıılında verilere göre ilk üretici de İskoçyalı Frair John Carbought tarafından sekiz fıçı malttan (bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpadan) üretildi. İskoçya’da hemen hemen her çiftlikte üretilen Viski, 1820 yılında konulan kurallar sayesinde nasıl üretileceği kesinleşerek yasallaşmıştı.
Viski yapımında temel olarak dört doğal malzeme vardır; su, turba, arpa ve buğday. Bu dört malzeme imbikçilerin özel yetenekleri ve harmanlama ile viskinin o inanılmaz tadına ulaşır. Viskiye tüm tadını veren “turba” denilen turba. İskoçya’nın havasının son derece nemli ve yağışlı olmasından dolayı, burada çıkarılan ve başka bir yerde bulunmayan bitki kömürü İskoç viskilerine o güzel ve değişik tadı verir. İskoç Viskiler ( Scotch Whisky) üç yıl meşe fıçılarda bekletilir ve üretim olarak üç sınıfta toplanır. Malt viski (Malt Whisky), Tahıl viskisi ( Grain Whisky) ve Harman viskisi (Blended Whisky).
Malt viski yapımının en önemli özelliği sadece tek hububat çeşidi olarak arpanın çimlendirilmiş olmasıdır. En iyi kalite arpa ıslatılıp bir hafta kadar şişmesi bekleniyor (çimlendirme). ‘Kiln’ (ocak) denilen tabanı delikli odalarda alttan turba yakılarak kurutuluyor, öğütülüyor.Öğütme işleminden sonra un halindeki hammadde mayşeleme denilen işleme tabii tutulur. Mayşelemede malt içinde bulunan enzimler, nişastanın ve mayşe içindeki diğer bileşiklerin hidrolize olmasını sağlar. Arpa maltı mayşesi, mayşeleme aygıtından çıkarılırken soğutulur. Bir tekneye alınarak değişik mayalarla karıştırılır. Bazı üretim şekillerinde Mayşe filtre edilir.Ancak bu üretim şeklin her zaman bir miktar malt kabuğu tortusunun kalması söz konusudur. Fermentasyon işleminden sonra birinci ve ikinci damıtma (distillation) işlemi bakır imbiklerde uygulanır. Taze damıtılmış viski meşe fıçılara alınarak beklemeye bırakılır. Bu süreler ülkelre göre değişir ancak en az bekletme süresi üç yıldır. Bu süre kaliteli viskilerde dört ,beş hatta onbeş sene beklendikten sonra şişelenir.

İskoç viskilerinin üretim bölgeleri
Islay Malt : Sılay İskoçya’nın batı sahili açıklarında küçük bir adadır.Adada oldukça sık şiddetli rüzgar , yağmur, ve su taşkınlarına rastlanır. Hafif tuzlu olan arpanın hazırlandığı malt evlerinde doğal yakıt olan turba kullanılır. Islay viskilerinin tuzlu ve sert bir tadı olur. Maltlandırma işlemi sırasında daha az fosilleşmiş yakıt kullanılmasına ve içki doğal şarlarından korunmasına rağmen, viskinin tuzlu olduğuna da rastlanır.
Highland Malt : Hingland bölgesi, coğrafi olarak Scotch Viski’nin üretildiği “En geniş alandır” Karalık arazi, değişen iklim ve sahillerin özellikleri viskinin çeşitlilik göstermesini sağlar. Bu viskiler kuru ve serttir. Hafif bir duman kokusu taşırlar. Kuzeyin uç sahillerinde denizin etkisiyle viskiler baharatlıyken , doğu sahillerinde ve iç bölgelerde meyva aroması daha baskındır.
Lowland Malt : İskoçya’nın güneyinde, Dudee ve Greenock arasında kalan bölgedir. Bu bölge Hingland dan daha az kayalık olup, iklimi de nispeten yumuşaktır. Temel karakterleri yumuşak , tatlı ve rahat içimli olmalarıdır.
Spyside Malt : Bu bölgede Spey ırmağı boyunca, Hingland bölgesinin doğusuna uzanır. İskoç viskisinin en çok imal edildiği yer burasıdır. Bölgede çok sayıda ırmak ve her ırmağın kenarında da imalathaneler bulunur. Viskilerin üretildiği şartların zorluğuna göre sınıflandırılır. Granit kayalıklarının üzerinden akan , topraklardan süzülen sular, viskiye dumanlı bir tad verir. İç bölgelere doğru gidildikçe daha belirgin bir yumuşaklık vardır.
İrlanda Viskileri (Irish Whisky)
İrlanda viskileri malt hazırlanması sırasında, İskoç viskilerine oranla, ateşte fazla kalmadığından ve damıtma sırasında turba yerine kömür kullanıldığından is kokusu da yoktur.Başka tahıllarla karıştırılır ve İrlanda viskilerinin yoğunluğu diğer viskilere oranla daha azdır. %50 maltlanmış, %30 maltlanmamış arpa, %10 yulaf, %10 çavdar ve buğdayın kullanıldığı İrlanda viskilerinin üretim tekniği de İskoç viskileri gibidir. İrlanda viskileri İskoç viskileri gibi 2 değil 3 kez damıtılır ve 3 yıl değil 4 yıl meşe fıçılarda dinlendirilir.
Amerikan Viskileri ( Bourbon Whisky )
Bourbon Amerika’da Whisky adıyla üretilen ve en az %51 oranında mısır içeren bir tür viskidir. Bourbon yalnızca Kentucky eyaletinde üretilir. Bourbon en az 2 yıl meşe fıçılarda dinlendirilir. Bir diğer türü de Rye viskidir. Rye viskinin üretiminde %51 çavdar kullanılır. Corn olanı ise %80 mısırdandır. Ve en az 2 yıl dinlendirilir. Blended; arpa, mısır ve çavdar karışımından elde edilir, ardıç fıçılarda dinlendirilir
Viskilerin genel özellikleri
Renk: Malt viskiyi içmeye başlamadan önce rengine bakmak gerekir. Renginden viskinin eski veya yeni olduğunu anlayabilirsiniz. Genç viskilerin rengi açık sarımsı olmasına rağmen viski yıllandıkça rengi amber sarısına döner.
Koku: Koklama bir viski aşığı için tüm seremoninin en büyük zevkidir. Burada kadehin formu da önemlidir. Degüstasyonda daha çok ayaklı ve dar ağızlı kadehler kullanılıyor. Böylece malt viskinin tüm aromasını duyabiliyorsunuz. Sherry veya şarap tadımında da kullanılan ‘Le verre’ kadehler kullanılabilir. Alabileceğiniz kokular yıllandırma işleminden gelen meşe,vanilya ve harmanlanmış arpa ve özellikle İskoç Viskilerde karamel,füme ve çeşitli baharat kokuları olacaktır.
Tatma: Malt viski için en ideal sıcaklık oda ısısıdır. Bu 18 ile 20 derece arasında olabilir. Her yudumda yeni aromaların farkına varabilirsiniz. Bir kez açılmış bir şişenin en geç bir yıl içinde tüketilmesi gerekir. İskoç Viskilerinde füme kokular daha hakim olmasına rağmen, Bourbon’da daha keskin kokular alabilirsiniz.
Viski ile ilgili ilginç notlar ;
Glenmorangie ve The Famous Grouse İskoçya’da en çok satan Viskilerdir.
Edradour İskoçya’daki üretiminde sadece üç kişinin çalıştığı en küçük Viski üreticileridir.
Glenfarclas İskoçya’dan Guinness Book of Records’a girmiş olan en kuvvetli malt viskidir.
Jameson’s İrlanda’da en çok satan viskidir.
Ballantine’s Finest Avrupa’da satışta birinci ve dünyada ise satışta üçüncü sıradadır.
Jack Daniels Amerika’nın en eski viskisidir.
Johnnie Walker Red Label dünyada en çok satan İskoç viskisidir.
Johnnie Walker Black Label ise dünyada Lux kavramıyla birinci sırada satılan viskidir.