Bebek Yılan balığının İspanyol mutfağındaki önemli yeri, kökleri Orta İspanya ve Güneybatı Fransa’ya dayalı etnik bir grup olan Baskların etkisiyle olmuştur. “Angula” kelimesi yine Baskler tarafından , olgun yılan balığı- Anguilas- ile bebek yılan balığını ayırabilmek amacıyla icat edilmiştir.
Yakalanması ve pişirilmesi son derece dikkat ve itina isteyen , görüntüleri çirkin olan bu balıklar, İspanyol yemek otoritesi yazar Ana Maria Calera söylediğine göre , Baskların pişirme teknikleri ve reçeteleri ile cennetten çıkma lezzetlere dönüşürler.
Angula’ların pişirilmeleri en az yakalanmaları kadar zor bir iştir. Çok az pişirilmeleri gerekmektedir aksi takdirde son derece lezzetsiz bir hale dönüşürler. Angulaları “a la Bilbaina” pişirmek için sadece 1-2 dakika gereklidir. Önce bir güveç içinde dilimlenmiş sarımsak ve kuru kırmızı biber zeytinyağında , sarımsaklar altın rengine dönene kadar pişirilir.Sonra Angulas bu karışıma katılır ve güveç ateşten kaldırılıp üstü bir tabakla kapatılıp servis için masaya götürülür. Metal tadının balıkta kalmaması için servis özel tahta Angulas çatallarıyla yenir. Angulas’ın klasik hazırlanışı olan “a la Bilbaina” dışında üzerine beşamel sos dökülerek fırınlanması veya üzerine zeytinyağı dökülerek,küçük arpacık soğanlarla salata olarak sunulmasıda mümkündür.
Tatlısu yılanbalıkları veya “hakiki yılanbalıkları” ,deniz yılanbalıklarından farklı olarak eski zamanlardan bu yana birçok efsaneye konu olmuşlardır. Eski Yunanlıları yumurtaları hiç görülmeden üreyen bu balıklar büyük bir hayrete düşürmüştü.
Tatlısuda büyüyen ve üremeye hazır olan ,aşağı yukarı 7 yaşında, dişi yılanbalıkları erkeklerinle karşılaşmak ve üremek için dere ve akarsu ağızlarına giderler. Avrupadan haraket eden dişiler aşağı yukarı 24 000km yol gidip, Atlantik Okyanusunu geçip Bermuda Üçgeni diye bilinen yere giderler. Yılanbalıklarının neden bu uzun yolculuğu yaptığı hala bir efsaneden öteye geçmemekle beraber bazı söylentilere göre yaşamış en eski canlılardan biri olan bu balıklar tüm kıtaların ayrılmadığı zamanlarda da yaşadıkları için içgüdüsel olarak ilk bölgelerine gittikleri,ve ikinci bir söylentiye göre ise batan şehir efsanevi Atlantis de yaşamış olan atalarının yerine gittikleri yolundadır.
5 aylık bu uzun yolculuktan sonra Mart yada Nisan başında Sargossa Denizine- Bermuda Üçgeninin olduğu bölge- ulaşan yılanbalıkları yumurtalarını bırakır ve ölürler. Doğan bebekler geldikleri kıtalara doğru bir yolculuğa çıkarlar. Amerika tarafından gelenlerin yolculuğu daha kısa sürdüğünden dolayı buralara giden balıklar küçük boyda kalırlar ve yemek için kullanılamazlar. Avrupaya doğru gidenlerin yolculuğu 3 sene kadar sürdüğü için boyları 7.5cm kadar büyür ve renksiz ve transparan bir görüntüleri olur. Yakalanmaları denizin ve havanın en zorlu olduğu Ekim ile Şubat ayları arasında olur. Gece seyehat eden bu balıklar ,balıkçıların ellerindeki ışıklara kanarak su üstüne çıkar ve böylece avlanırlar.
Eton Mess İngiltere’deki Eton College’da icat edilmiş bir tatlı. Mess sözcüğü İngilizcede karışık, dağınık anlamına geliyor. Geleneksel olarak Eton kriket spor takımının Winchester College takımıyla oynadığı maçlarda seyircilere ikram ediliyor. Okulun Socks Shop adlı dükkanında ilk olarak 1930 da sunuluyor. Bu tatlı bazen muz ile de yapılır.
Malzemeler
200 ml taze krema (bir küçük paket),
7-8 adet beze, elle gelişigüzel kırılmış,
Yıkanıp ayıklanmış çilek, dört veya beş parçaya kesilince 2 su bardağı miktarında olacak,
1 tatlı kaşığı pudra şekeri
Yapılışı
1. Kremayı buzdolabında iyice soğutun. Bu arada kremayı içinde çırpacağınız kâseyi buzluğa koyup soğumaya bırakın.
2. Çilekleri yıkayın, saplarını kesip alın ve kurulayın. Büyüklüklerine göre çilekleri dört veya altı parça halinde bıçakla kesin.
3. Bezeleri küçük parçalar halinde kırın.
4. Kremayla kâseyi dolaptan çıkarın. Kremayı soğuk kâseye boşaltın, içine bir tatlı kaşığı pudra şekeri koyun ve mikserin yüksek devrinde çırparak kremayı krem şanti kıvamına getirin.
5. Çırpılmış kremanın içine beze parçalarını ve doğranmış çilekleri koyup kaşıkla dikkatlice hepsini birbirine karıştırın.
6. Dondurma kâselerine karışımı paylaştırın), üzerlerine birer adet veya daha fazla çilek oturtup servis edin. İsterseniz çilekleri şekerle sulandırın ve üzerine süs olarak yada tabağa koyacaksanız önce bu sosu üzerine tatlıyı koyarak servis yapabilirsiniz.
İlk kokteyl “Sazerac”,1830 da New Orleans’da Antoine Péychaud tarafından , Burbon ve birtakım içkiye buruk tatlar veren maddelerin karışımı eklenmek suretiyle yapılmıştır. İlk Kokteyl Barı ise 1870li yıllarda New York da “Hoffman House” adı altında açılmıştır. Bu barda, akaju ağacında yapılmış olan bara insanlar gelir ve özel eğitim almış olan barmene kokteyllerini ısmarlar ve yapılışını izlerlerdi.
Bebek Yılan Balığı - Baby Eel
Bebek Yılan balığının İspanyol mutfağındaki önemli yeri, kökleri Orta İspanya ve Güneybatı Fransa’ya dayalı etnik bir grup olan Baskların etkisiyle olmuştur. “Angula” kelimesi yine Baskler tarafından , olgun yılan balığı- Anguilas- ile bebek yılan balığını ayırabilmek amacıyla icat edilmiştir.
Yakalanması ve pişirilmesi son derece dikkat ve itina isteyen , görüntüleri çirkin olan bu balıklar, İspanyol yemek otoritesi yazar Ana Maria Calera söylediğine göre , Baskların pişirme teknikleri ve reçeteleri ile cennetten çıkma lezzetlere dönüşürler.
Angula’ların pişirilmeleri en az yakalanmaları kadar zor bir iştir. Çok az pişirilmeleri gerekmektedir aksi takdirde son derece lezzetsiz bir hale dönüşürler. Angulaları “a la Bilbaina” pişirmek için sadece 1-2 dakika gereklidir. Önce bir güveç içinde dilimlenmiş sarımsak ve kuru kırmızı biber zeytinyağında , sarımsaklar altın rengine dönene kadar pişirilir.Sonra Angulas bu karışıma katılır ve güveç ateşten kaldırılıp üstü bir tabakla kapatılıp servis için masaya götürülür. Metal tadının balıkta kalmaması için servis özel tahta Angulas çatallarıyla yenir. Angulas’ın klasik hazırlanışı olan “a la Bilbaina” dışında üzerine beşamel sos dökülerek fırınlanması veya üzerine zeytinyağı dökülerek,küçük arpacık soğanlarla salata olarak sunulmasıda mümkündür.
Tatlısu yılanbalıkları veya “hakiki yılanbalıkları” ,deniz yılanbalıklarından farklı olarak eski zamanlardan bu yana birçok efsaneye konu olmuşlardır. Eski Yunanlıları yumurtaları hiç görülmeden üreyen bu balıklar büyük bir hayrete düşürmüştü.
Tatlısuda büyüyen ve üremeye hazır olan ,aşağı yukarı 7 yaşında, dişi yılanbalıkları erkeklerinle karşılaşmak ve üremek için dere ve akarsu ağızlarına giderler. Avrupadan haraket eden dişiler aşağı yukarı 24 000km yol gidip, Atlantik Okyanusunu geçip Bermuda Üçgeni diye bilinen yere giderler. Yılanbalıklarının neden bu uzun yolculuğu yaptığı hala bir efsaneden öteye geçmemekle beraber bazı söylentilere göre yaşamış en eski canlılardan biri olan bu balıklar tüm kıtaların ayrılmadığı zamanlarda da yaşadıkları için içgüdüsel olarak ilk bölgelerine gittikleri,ve ikinci bir söylentiye göre ise batan şehir efsanevi Atlantis de yaşamış olan atalarının yerine gittikleri yolundadır.
5 aylık bu uzun yolculuktan sonra Mart yada Nisan başında Sargossa Denizine- Bermuda Üçgeninin olduğu bölge- ulaşan yılanbalıkları yumurtalarını bırakır ve ölürler. Doğan bebekler geldikleri kıtalara doğru bir yolculuğa çıkarlar. Amerika tarafından gelenlerin yolculuğu daha kısa sürdüğünden dolayı buralara giden balıklar küçük boyda kalırlar ve yemek için kullanılamazlar. Avrupaya doğru gidenlerin yolculuğu 3 sene kadar sürdüğü için boyları7.5cm kadar büyür ve renksiz ve transparan bir görüntüleri olur. Yakalanmaları denizin ve havanın en zorlu olduğu Ekim ile Şubat ayları arasında olur. Gece seyehat eden bu balıklar ,balıkçıların ellerindeki ışıklara kanarak su üstüne çıkar ve böylece avlanırlar.
-Almanlar evlerine Noel zamanı bir çam ağacı dikerler, üzerine Momünyon’daki kutsanmış ekmeği simgeleyen ince, hamursuz ekmek parçaları asarlardı; bunların yerini daha sonra değişik biçimlerdeki çörekler aldı.
-Musevi inancına göre museviler Mısır’daki esaretten kurtulmak için kaçarlarken yanlarına ekmek mayası almayı unutmuşlardır. işte bunun anısına “hamursuz (Matzah) bayramı”nda mayasız ekmek pişirilip yenir.
-Artos-Yunanlıların özel festival ve şölen ekmeklerinin genel adı.Biçimleri,içine konan malzemelerin rengi ve içeriği özel manalı günlere göre değişir bu ekmeklerin.Yapılan ekmekler önce kilisede papaza götürülüp kutsanırmış.
-Challah-Musevilerde Allahın iyilik ve cömertliğini simgeleyen bir ekmektir.Ekmek, İsrailin 12 kabilesini simgelemek üzere, 12 parçadan oluşur.
-Mısır ekmeği ise Karadenizli olduğumdan dolayı benim için de özel bir ekmektir aynı bunu Paskalyada yapan Hiristiyanlar için olduğu gibi.

-Ekmeğin aşağı yukarı 7500 yıl önce yenmeye başlandığını,
-M.Ö.450 de ilk su ile çalışan değirmenin Yunanistan’da bulunduğu
- M.Ö.150 de bir Romalı at ve eşeklerle çekilen ilk hamur karıştırma makinasını icat ettiğini
-Yiyecek sektöründe yıllık satışıyla en önde gelen sektör
-Ekmeğin içinde protein,karbonhidrat,demir ve B vitaminleri var
-Yenen ekmeğin aşağı yukarı %70 i beyaz olduğunu
-Kumarbaz Lord Sandwich kumar masasından kalkmamak için iki dilim ekmeğin arasına koyarak sandwich ‘i yarattığını
-En uzun ekmek rekorunun 9,2 metre ile Acapulco/Meksika’da Rosca de Reyes` loaf olduğunu
-Piramitleri yapanlara maaşların ekmekle ödendiğini
-Büyük Londra yangınını kralın fırıncısının başlattığını
-Otto Rohwedder’in 1912 de üzerinde çalışmaya başladığı ekmek dilimleme makinasının ilk defa 1928 de kabul görüp Amerika’da Fırıncılar Fuarında sergilendiğini
-Amerika’da 1933 yılında ekmeğin %80ninin dilimli ve paketli olarak satıldığını
-Ekmek ve unla ilgili kuralların İngiltere’de ilk olarak 1963 senesinde konulduğu ve ekmek yapımında katkı maddesi kullanılmasına izin verildiği
Kaynak.The Federation of Bakers,UK